İçeriğe geç

Aymaz insan ne demek ?

Merhaba! Akyurekpazarlama sayfasında bugün “Aymaz insan ne demek” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.

Aymaz İnsan Ne Demek?

Bir sabah Kayseri’nin o serin havası, beni alıştığım şekilde uyandırdı. Dışarıdaki hayat, her zaman aynıydı: insanlar aceleyle işe gidiyor, çaycılarda çayı kaynatıyor, bir köşe başında muavinler yolcu bekliyordu. Ama benim kafamda, o sabah, bir kelime dönüp duruyordu: aymaz. Aymaz insan… Ne demekti bu? Günü geçirecek kadar anlamlı gelmişti, bir süre kafamı meşgul etti.

“Aymaz” Sözcüğüne Takıldım

Aymaz insan, bu terimi ilk duyduğumda, tüylerim diken diken olmuştu. Duyduğum kişiyle aramda tuhaf bir mesafe oluşmuştu. Herkesin hayatında mutlaka karşılaştığı, o rahat tavırlı, ne yaptığının farkında olmayan, ama bir şekilde her şeye göz yuman tipler vardır ya… İşte bu tip, “aymaz” insan oluyordu. Şeytanın avukatı gibi bir hisse kapıldım; ancak bir yandan da bu kelimenin içinde bazı şeylerin, belki de kendimle ilgili olan bir şeylerin olduğunu fark ettim.

Bir akşam, kayınvalidemle sohbet ederken, bu konuyu açmak istedim. “Bunu bir düşün, bu kelimeye ne kadar uygun bir tanım,” dedim. Hızla gözlerini bana çevirdi ve “Aymaz insan, hiç farkında olmadan, hep başkalarına zarar verir,” dedi. O anda, içimde bir şey kımıldadı. Hadi ama, dediğim gibi, herkesin bir şekli vardır değil mi? Kimisi daha dikkatli, kimisi daha dağınık. Ama sonuçta hepimiz, bir şekilde birbirimize dokunuyoruz, yanlış yapıyoruz, kırıyoruz… Aymaz insan olmak, bana göre biraz da dünyaya bakış açısıyla alakalıydı.

Bir Sabaha Uyanış

Kayseri’de bir sabah, güneş yine aynı şekilde doğuyordu. Ancak o gün, o kadar dikkatli olmalıydım ki, etrafımda neler olup bittiğini fark etmeliydim. Çünkü, geçen hafta tanıştığım kişi aklıma takılmıştı. İlk gördüğümde, yüzündeki o saf gülümseme ve dünyaya bakışı bana çok masum gelmişti. “Hayat bu kadar basit olamaz,” diye düşünmüştüm, ama o, bir şekilde bana başka bir şey hissettirdi.

Zamanla, çok fazla aymaz insanın hayatımda olduğunu fark ettim. Bu kişi de bir gün bana çok aymaz bir şekilde mesaj attı. “Merhaba, nasılsın?” diye başlayan mesajı, aynı kalıplarla yanıtladım. Ama bir süre sonra yazdıkça, dikkatimi çekmeye başladı. Onunla olan sohbetimde, ben hep bir şeyler söylemek istiyorum, o ise hep “boşluklara” dalıyordu. Bir nevi… aymaz. Ne söyledim, ne oldu, hiçbirini hatırlamıyordu. Bu, canımı sıktı, ama onu üzmek de istemedim.

Bir gün bir arkadaşım, “Ya bu insanları görmüyor musun? Kafaları başka yerde, sanki her şey olup bitmiş, onlar sadece orada varlar,” dedi. O an bir şeyler yerine oturdu, içimde. Aymaz insan, kimsenin dünyasına dokunmaz. Sadece kendi çizdiği küçücük dünyada gezinir, her şeyin farkında olmadan… Ama ben, her anın, her göz temasının, her sözün farkındaydım.

Hayal Kırıklıkları ve Umut

Sonra, birkaç gün boyunca sürekli onunla iletişime geçtim. Ama her seferinde, bir adım daha geride durarak, yine aynı hisle karşılaştım: Hiçbir şeyin farkında değildi. Bu kişi, belki de sürekli kendini unutarak yaşadığı için, kimseye dokunmadan, fark etmeden yaşamanın kolay olduğunu düşünüyordu. Ama bu tür bir yaşam bana göre çok boştu. İnsanlar, seninle zaman geçiriyor, seni düşünüyor, ama bir şekilde seni anlamıyorlarsa, o zaman o ilişki ne kadar sürdürülebilir? Ya da daha derin bir soruyla: Aymaz bir insanla gerçekten bağ kurabilir miyiz?

Bunu düşündükçe, içimde bir yerde kırılganlık hissettim. O kadar fazla şey vardı ki içinde taşımak zorunda kaldığım, ama kimseye gösteremediğim. O an fark ettim ki, aymaz insan olmak, belki de kendini kimseye gösterememek, farkındalık eksikliğiyle yaşamak demekti. Ama işin içinde bir başka şey de vardı: Duygularının farkına varamamak. Belki de ne kadar çabuk geçip gidiyor zaman, onun içinde gittiğimiz yolları unutmak. Oysa, bir insanın hayatına dokunabilmek, bir başkasının da o hayatı görebilmesiyle olur. Ama bazen insanlar, korkar ve başkalarına dikkat etmezler.

Bir akşam, Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, telefonuma bir mesaj geldi. “Herkesin hayatı kendi elinde, biz de farklıyız, seninle olduğumda daha iyi hissediyorum,” yazıyordu. İçim ısındı, ama bir yandan da biliyordum ki, bu da geçecek. Her şey ne kadar hızlı geçiyor. Zamanın içinde, insanlar kendini kaybediyor.

Sonuç: Aymaz İnsan Olmak ve Benim İçsel Yolculuğum

Bugün, yine sokaklarda yürürken, o kelimeyi hatırladım. Aymaz insan… Evet, başkalarının dünyasına dokunamamak, farkında olmadan yanlışlar yapmak ya da yaşamı görmezden gelmek, belki de aymazlığın tanımını en iyi şekilde açıklıyor. Ama bence, aymaz insan olmak, sadece başkalarına zarar vermek değil, en çok kendine zarar vermek. Çünkü etrafında ne olup bittiğini fark etmiyorsan, aslında kendi ruhunu da kaybetmiş oluyorsun.

Günler geçiyor, hayat değişiyor. Ama şunu öğrendim: Aymaz olmak, farkındalığı kaybetmek demek. Bunu sadece başkalarına değil, kendine de yapmamak lazım. Kendini kaybetmek, seni hayatla daha çok kaynaştırmaz; sadece seni daha fazla yalnızlaştırır. Aymaz insan olmanın, bazen ne kadar korkutucu olabileceğini anlamam ise, bana bir şey öğretti: Hayatta kalabilmek için sadece bir şey yeter: farkında olmak.

Bu yazımızın sonunda sizi yalnız bırakmıyoruz; “Aymaz insan ne demek” hakkında aklınıza takılan her şeyi Akyurekpazarlama üzerinden sorabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet mobil girişilbetgrandoperabet girişbetexper.xyzbetci girişbetcitülipbetTürkçe Forum