“Erlere Maaş Veriliyor Mu?” Bir Kayseri Akşamında Yaşadığım O Anı Anlatıyorum
Bir Kayseri akşamında, elimde sıcak bir çay, pencerenin kenarında oturmuşum. Dışarıda karanlık, içimde ise karışık duygular… Bugün, ne yazık ki, bir olay yaşadım ki, hâlâ düşündükçe içim burkuluyor. “Erlere maaş veriliyor mu?” diye sormak, aslında ne kadar derin ve anlamlı bir soruymuş meğer… Ama her şey, o gün öğlen saatlerinde, yalnızca bir telefon görüşmesiyle başladı. O zaman fark etmedim tabii, ama bugün anlıyorum; o kadar basit görünse de, aslında ruhumda büyük bir etki yaratacak bir soruydu.
Bir Telefon ve Yıkılan Hayaller
Her şey, annemle telefonda konuştuğumda başladı. Kendisini ne kadar sevdiğimi ve onun için bir şeyler yapmak istediğimi bilirsiniz, ama işte bazen konular havada süzülen bir şekilde gelir. O gün de birdenbire annem, “Oğlum, şimdi bir sorum olacak sana. Erkeklerin maaş durumu nasıl? Yani, askerlik yapanlara maaş veriliyor mu?” diye sordu. Soruyu bir an anlamadım, çünkü bu kadar basit bir soruyu, neden annemin bu kadar ciddiyetle sorması gerektiğini merak ettim. Benim için tamamen gündelik bir meseleydi bu, ama o an fark etmedim…
Telefonu kapattığımda, kalbimde bir ağırlık hissettim. Annemin gözlerindeki o endişe, hiç gitmedi. Yavaşça, “Erlere maaş veriliyor mu?” sorusunun peşinden gitmeye karar verdim. O kadar sıradan görünüyordu ki, sormaya bile değer bulmazdım. Ama işte, bazen kafanın içindeki sesler, bazı şeyleri tartışmaya açmak için seni zorlar. Sonra o soruya takıldım… Sonra birden o kadar çabuk cevaplamam gereken bir şey haline geldi ki, ağzımdan dökülen bu sözlerin sonuçları bambaşka olabilirdi.
Hayal Kırıklığı ve Duyguların Çarpışması
Ve ertesi gün, o soruya cevap aramaya başladım. Kayseri’deki askere gitmiş arkadaşlarımla konuşmaya başladım. Kimisi biraz gözlerinden kaçırarak cevap verdi, kimisi de gayri ihtiyari “Evet, maaş veriliyor” dedi. Ama içimi rahatlatan bir şey bulamamıştım. Annemin sorusuyla daha da yüzleşmek zorundaydım. Sonunda, bir askeriyle konuşma fırsatım oldu, başımı eğdim ve kendisine sordum, “Erlere maaş veriliyor mu?” O an, sesindeki o yumuşaklık, içimde kırılmalar yaratmaya başladı. Bunu duymak istemediğimi hissettim. Cevap basitti ama yıkıcıydı: “Hayır, vermiyorlar…”
Hani bazen gerçek, o kadar basit ve soğuk olur ki, yutması zor gelir. O kadar doğal bir şekilde söylediydi ki, sanki hiç tartışılmayacak bir konuymuş gibi. Ama ben, bunu duyduğumda birden kendimi çökmüş, boşlukta hissediyordum. Bunu anneme nasıl açıklayacağımı düşünüyordum. O kadar içim burkuldu ki, aklıma bir sürü soru geldi: “Neden? Ne diye?” Bu kadar basit bir şeyin, bir insanın hayalinde neden bu kadar büyük bir kayıp gibi hissettirdiğini anlamadım. Ama anladım ki, askerlik demek sadece askere gitmek değil, aynı zamanda ekonomik anlamda da bir kayıp demekti.
Çözüme Ulaşırken, Bir Adım Daha Atmak
O an içimde hissettiğim hayal kırıklığı, bir anda büyüdü. Çünkü bu kadar önemli bir soruya daha önce neden cevap bulamamıştım? Askerlerin maaşları hakkında hiçbir şey bilmeden, “Erlere maaş veriliyor mu?” diye sordum. Hatta düşündüm de, bu soruyu sormak aslında kaçınılmaz bir soruydu. Anlatmaya başladığımda bir yandan da kendi kendime “Benim için bu sorunun cevabı ne kadar önemli?” diye soruyordum. Çünkü ne olursa olsun, bu konuda düşünmeden geçmek gerçekten büyük bir kayıptı. Erkeklerin askerlik yaptığı dönemde, bir maaş almasının ne kadar anlamlı olduğunu hissediyordum. Ama tüm bu sorgulamalar, annemle kurduğum o soğuk telefon görüşmesinin dışında bir anlam ifade etmiyordu.
Ve sonra bir gün, Kayseri’deki eski bir arkadaşım, çocukluğumun geçtiği sokakta karşıma çıktı. Her zaman gülümsediğini bildiğim o arkadaşım, askerden yeni dönmüştü. Hemen sorumu sordum: “Erlere maaş veriliyor mu?” Gözleri bir an kayboldu, kafasını eğdi. Ama sonrasında, bana gülümsedi ve “Hayır” dedi. O an, yalnızca bir cümle değil, bir hayal kırıklığı hissettim. Hani bazen bazen yılgınlık o kadar ağır gelir ki, hiçbir şey hissetmezsiniz. Aslında ne kadar öfkelendiğimi bile anlamadım. Ama, buna rağmen hala annemin sorusuna bir cevap bulamıyordum. Yalnızca bir hayal kırıklığına dönüştü tüm hislerim. Peki, o zaman, bu kadar küçük bir mesele bile bu kadar büyür müydü?
Sonraki Günlerde… Umut Var mıydı?
Sonraki günlerde, kendime bir şey sormadan edemedim. “Erlere maaş verilseydi, neler olurdu?” Hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyordum ama içim bir an olsun rahatladı. O kadar zor bir konuya döndü ki, hayal kırıklığımı anlatmaya kelimeler yetmiyordu. Sonunda, şunu fark ettim: Erlere maaş veriliyor mu sorusu, yalnızca bir ödeme sorusu değildi, aynı zamanda toplumda erkeklerin fedakârlıklarına, onların sahip oldukları sorumluluklarına ve aslında onlara gösterilen ilgisizliğe bir işaretti. Kendi yaşadığım her deneyim, her anı bu soruyla düşünmeye itiyordu.
Günler geçtikçe, o hayal kırıklığı yerini daha büyük bir sorgulamaya bıraktı. Her şeyin bir cevabı olması gerektiğini biliyordum. Ama o an, hayatın bazen düşündüğümüzden çok daha karmaşık olabileceğini kabul etmek zorundaydım. Sonunda, annemle tekrar konuştuğumda, ona söylediklerim çok basitti: “Bilmiyorum ama… bazen bir şeylere bakarken, gerçekleri kabul etmek gerekiyor.”
Bir Sonraki Adım: Umut, Nereye Gider?
O günden sonra, kendi içimde bir şeyler değişti. Kayseri’nin sokaklarında gezdim, eski arkadaşlarla konuştum, ama hep aynı soruyu sordum: “Erlere maaş veriliyor mu?” Kafamda bu soruyu sürekli sorarken, hayatımdaki büyük bir boşluğu fark ettim. Ama ne olursa olsun, sormaya devam ettim. Çünkü bu basit soru, aslında bir halkın, bir toplumun, bir insanın nasıl algılandığını sorgulamama sebep oldu. Bazen en ufak sorular, en derin duyguları açığa çıkarır. O gün de, “Erlere maaş veriliyor mu?” sorusuyla başlayan yolculuğum, bana hayatın daha fazla sorgulanması gereken bir yer olduğunu öğretti.