Kayseri’de Bir Akşamın Sessizliği ve Değişen Her Şey
Kayseri’nin akşamları hep biraz serttir. Rüzgâr Erciyes’in eteklerinden inerken yüzüne vurur, sanki gün içinde sakladığın her şeyi tek tek ortaya döker. O gün de öyle bir gündü. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı ama adını koyamıyordum. Günlüğüme yazdığım son cümle hâlâ aklımda: “Bazen hiçbir şey olmuyorken bile bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum.”
O hissin ne kadar doğru olduğunu o gece öğrendim.
Arkadaşım Emre aradı. Sesi titriyordu. Normalde neşeli, konuşurken kelimeleri birbirine çarpıştıran adamdan eser yoktu.
“Bir şey oldu… çok kötü bir şey.”
Telefonu kapattığımda kalbim öyle hızlı atıyordu ki, sanki vücudumdan önce koşuyordu. Evden çıkarken annemin “geç kalma” sesi arkamda kaldı. Ama o an hiçbir şey duymuyordum.
Karanlıkta Başlayan Yolculuk
Emre’yi bulduğumda araba yol kenarına çekilmişti. Ön kaput içe çökmüş, farlar kırılmış, etrafına sarı bir acı yayılmış gibiydi. Birkaç kişi etrafta toplanmıştı. Emre direksiyonun yanında oturuyordu, yüzü bembeyazdı.
“Benim suçum değil sandım…” dediğini duydum ilk.
Ama sonra öğrendim ki durum düşündüğüm gibi basit değildi. Karşı tarafın hatası vardı, Emre’nin de hızla ilgili bir dikkatsizliği. İki taraf da birbirine bakıyor, kimse tam olarak ne olduğunu kabul etmiyordu.
O an içimde garip bir boşluk oluştu. Sanki bir şey kırılmıştı ama neresi olduğunu bulamıyordum.
O An Aklıma Takılan Soru: Kasko Kusurlu Tarafa Rücu Eder mi?
Emre’nin yanında otururken, sigorta kağıtlarına bakarken içimden sürekli aynı soru geçiyordu: Kasko kusurlu tarafa rücu eder mi?
Bunu ilk kez böyle bir anda düşünüyordum. Normalde insan böyle şeyleri kahve içerken, internetten okurken öğrenir. Ama o gece hayatın tam ortasında duruyordum ve her şey gerçekti.
Yanımızdaki polis tutanak tutarken, Emre’nin sesi titreyerek “Kasko karşılar değil mi?” dediğinde gözlerim ona kaydı. O an sadece arabayı değil, onun içindeki çaresizliği de görüyordum.
Hastane Koridorlarında Uzayan Saatler
Kazadan sonra Emre’yi kontrol için hastaneye götürdük. Ciddi bir yarası yoktu ama şok içindeydi. Koridorda plastik sandalyelere oturduk. Floresan ışıklar insanın içini ürpertiyordu.
O an defterimi çıkardım. Yanımda hep taşırım. Yazmak, düşüncelerimi toparlamamı sağlar. Ama o gece kelimeler bile ağır geliyordu.
“Bugün bir şey kırıldı,” diye yazdım. “Sadece arabalar değil, insanların içi de kırılıyor.”
Emre başını ellerinin arasına aldı. “Sigorta işi ne olacak?” dedi. “Ben karşı tarafı suçluyorum ama ya onlar da beni suçlarsa?”
İşte o anda o soru daha da büyüdü. Kasko sadece bir ödeme miydi? Yoksa bütün bu karmaşanın içinde bizi koruyan bir şey mi?
Sigorta Şirketiyle İlk Temas
Ertesi gün Emre’nin sigorta şirketiyle iletişime geçtik. Telefonun diğer ucundaki ses sakin, neredeyse duygusuzdu. Sanki biz bir kaza anlatmıyorduk da sıradan bir işlem bildiriyorduk.
“Hasar dosyası açacağız,” dediler. “Eksper incelemesi yapılacak.”
Ama benim aklım hâlâ aynı yerdeydi.
Kasko kusurlu tarafa rücu eder mi?
Bunu ilk kez doğrudan sordum. Telefonda kısa bir sessizlik oldu.
“Duruma göre değişir,” dedi görevli. “Eğer kusur oranı belirlenirse ve yasal süreç uygun olursa, sigorta şirketi ödediği tazminatı kusurlu taraftan talep edebilir.”
O cümle basitti ama içimde büyük bir şey uyandırdı. Demek ki mesele sadece arabayı tamir etmek değildi. Arkasında bir hukuk, bir sorumluluk ve görünmeyen bir mücadele vardı.
İçimde Büyüyen Hayal Kırıklığı
Emre’nin yanında güçlü görünmeye çalışıyordum ama içim darmadağındı. Onun suçlu olup olmadığını bile bilmiyordum. Belki ikimiz de o anın karmaşasında sadece yanlış yerdeydik.
Bir akşam Emre bana döndü ve “Ben kötü bir insan mıyım?” dedi.
O cümle beni en zayıf yerimden vurdu.
“Hayır,” dedim ama sesim bile inanmıyordu kendime.
Çünkü insan bazen hatadan çok, hatanın sonuçlarıyla yargılanır.
Günlük Sayfalarına Sızan Gerçek
O günlerden sonra günlüğüm bambaşka bir yere dönüştü. Artık sadece düşüncelerimi değil, hayatın ağırlığını da yazıyordum.
“Bugün sigorta dosyası açıldı,” diye yazdım bir gün. “Kelimeler bile resmi. Ama içimdeki hisler hiçbir forma sığmıyor.”
Bir başka gün:
“Emre daha az konuşuyor. Sanki her kelime yeni bir sorumluluk getiriyor.”
Ve sürekli aynı soru:
Kasko kusurlu tarafa rücu eder mi?
Bu soru artık sadece teknik bir bilgi değildi. İnsanların hayatına dokunan, kararları değiştiren bir şeye dönüşmüştü.
Gerçeğin Yavaş Yavaş Ortaya Çıkışı
Eksper incelemesi günler sonra geldi. O günü hiç unutmuyorum. Emre’yle birlikte sigorta ofisine gitmiştik. Duvarlarda asılı saat tıkır tıkır çalışıyordu ama zaman bizim için durmuş gibiydi.
Rapor açıldığında sessizlik oldu.
Kusur oranı paylaşılmıştı. Her iki tarafın da payı vardı.
Emre derin bir nefes aldı ama bu nefes rahatlama değildi. Daha çok kabullenmeydi.
O an öğrendim ki kasko, sadece aracı onarmıyordu. Sistem, zararı önce karşılıyor, sonra gerekiyorsa kusurlu taraftan geri alma yoluna gidiyordu. Yani evet, kasko kusurlu tarafa rücu edebiliyordu. Ama bu süreç bir düğme basmak kadar basit değildi. İçinde hukuk, delil, rapor ve uzun bekleyişler vardı.
Bekleyişin Ağır Yükü
Emre’nin arabası tamire girdi. Ama onun içindeki yük tamir olmuyordu. Her gün biraz daha sessizleşiyordu.
Bir akşam yürürken bana “Keşke hiç araba kullanmasaydım” dedi.
O an içimde bir şey sızladı. Çünkü mesele araba değil, yaşanan duyguydu.
İnsan bazen kazayı değil, kazadan sonra kendini taşımakta zorlanıyor.
Umut ve Kabullenme Arasında
Zaman geçti. Arabası yapıldı. Sigorta süreci ilerledi. Rücu işlemleri başlamıştı ama artık kimse her gün bunu konuşmuyordu.
Ben ise günlüğüme farklı şeyler yazmaya başlamıştım.
“Hayat bazen seni bir sorunun içine atıyor ve cevabı hemen vermiyor. Bekletiyor. Olgunlaştırıyor.”
Emre yavaş yavaş eski haline dönmeye başladı. Gülüşü geri gelmişti ama biraz kırık bir şekilde. Sanki hayat ona yeni bir ton öğretmişti.
Benim İçimde Kalan Sessiz Ders
O süreç bana çok şey öğretti. En çok da şunu:
Hayatın içinde bazı sorular vardır, cevapları sadece bilgi değildir. His de ister.
“Kasko kusurlu tarafa rücu eder mi?” sorusunun cevabını öğrendim. Evet, belirli şartlarda eder. Ama asıl öğrendiğim şey bu değildi.
Asıl öğrendiğim, bir kazanın sadece maddi bir olay olmadığıydı. İnsanların iç dünyasında bıraktığı izlerin daha uzun sürdüğüydü.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Akyurekpazarlama olarak “Kasko kusurlu tarafa rücu eder mi” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Son Sayfa
Şimdi geriye dönüp baktığımda o geceyi hâlâ net hatırlıyorum. Emre’nin titreyen sesi, hastane koridorlarının soğukluğu, sigorta ofisindeki sessizlik…
Hepsi bir araya gelip hayatımda unutulmaz bir iz bıraktı.
Ve günlüğümde o sayfanın en altına şunu yazmışım:
“Bazen bir soru sadece öğrenmek için değil, yaşamak için de sorulur.”